Genel

Koşu Ayakkabısı Nasıl Seçilmeli?

23 Ocak 2020

Koşu Ayakkabısı Nasıl Seçilmeli?

Koşmak bizim için bir tutku ve bu tutkunun başrollerinden biri de kuşkusuz “ayakkabı”. Koşu ayakkabılarının tarihi ve geçirdiği evrim süreci bizi gerçekten şaşırttı. Öğrendiğimiz bilgileri ve bunun heyecanını sizinle paylaşırken bir yandan da uygun koşu ayakkabısını ararken nelere dikkat etmeniz gerektiği hakkında bir yazı hazırladık.

Aslında koşu ayakkabısı hala yeni sayılabilecek bir buluş; ilk örnekleri koşu için olmasa da spor ayakkabılar ilk olarak deriden yapılıyordu bu da terlemeyle birlikte ayaktan çıkmasını oldukça kolaylaştırıyordu. Ama bununla birlikte sakatlık riskini yükselterek, ayak ağrılarını dayanılmaz hale getiriyordu.

XIX.Yüzyıl

Bu soruna ilk çözüm 1832 yılında Wait Webster tarafından kauçuk tabanlar ile geldi. Bu çözüm bez ayakkabıların bulunuşuna sağladı ama daha çok çocuklar tarafından kullanıldı. Daha sonrasında 19. yüzyıl boyunca kauçuk tabanlar Goodyear ve Dunlop gibi firmalar tarafından yapıldı.

Boulton Çivili Ayakkabı

1852’de Boulton şirketinin sahibi (günümüzde Reebok) koşu ayakkabısı için yapılmış ilk çivileri tanıttı. Çivileri tutuşu artırmak için bez ayakkabıların altına ekledi bu da günümüzdeki çivili koşu ayakkabılarının ilk örneklerinden biriydi.

Uzun bir süre boyunca spor ayakkabılar lüks tüketim olarak görüldü. Hem teknoloji hem de spora zaman ayırabiliyor olmak varlıklı insanları işaret ediyordu ta ki sanayide kauçuk kullanılmaya başlanana kadar. 1892 yılında insanlar kauçuk tabanın üstüne keten parçaları birleştirerek bizim şu an “sneaker” olarak bildiğimiz spor ayakkabıları ilk defa kullanmaya başladılar ve 1. Dünya Savaşı ile birlikte bu türün yayılmasıyla spor ayakkabılar bir anda ucuz ve popüler hale geldi. 

1892 Keds Sneaker

XX.Yüzyıl

1920’lerin başında Adolf Adi Dassler ve Rudolf Dassler öncekilerden çok daha farklı bir bakış açısıyla bugünkü modern koşu ayakkabısının ilk örneğini yaptı. Önce orta ve kısa mesafe koşucular (800 metreye kadar) için ayakkabı tasarladılar. İki kardeş daha sonrasında 1925 yılında atletizm (sprinterler ve uzun atlamacılar) için özel ayakkabılar tasarlayarak ayakkabılarının, kumaşlarının ve çivilerinin patentini aldılar.

Adidas Waitzer

İlk koşu ayakkabıları uluslararası alanda Jesse Owens kalibresinde atletler tarafından en iyi olarak kabul görüyordu. 1928 Amsterdam Yaz Olimpiyatları’nda Dassler kardeşlerin ayakkabısını giyerken altın madalya kazanan ilk atlet Lina Radke oldu. 1948 yılında Dassler kardeşler birbirinden ayrıldı; sonrasından Adolf Adi Dassler Addas’ı (günümüzde Adidas), Rudolf Dassler ise Ruda (günümüzde Puma) şirketlerini kurdu.

1960’lar: New Balance Trackster’ın çıkışı

New Balance Trackster

New Balance o dönem için çok büyük bir inovasyon olarak Tracksters ayakkabılarını farklı genişliklerde üretti. Böylece koşucuları daha rahat ettirerek kendileri için ideal olan bedeni bulmalarını kolaylaştırıyordu.

Tırtıklı tabanı sayesinde de yol tutuşu artıyor, yolda olan bozukluklardan kaynaklanan darbeleri yalıtabiliyor ve en önemlisi sakatlıklardan koruyordu ki çivili ayakkabıların sakatlıklara sebebiyet verdiği o dönemde bu çok önemliydi.

70’ler ve Koşu Dünyası

1974 Nike Waffle Trainer

70’lerde “koşmak” bir anda insanların boş zamanlarını doldurmak için en moda aktivite haline geldi ve spor ayakkabı üreticileri de bu fırsatı kaçırmak istemiyorlardı. Bu noktada yeni bir markanın doğuşu başladı “Nike”: Bill Bowerman adındaki atletizm koçu, olabilecek en hafif koşu ayakkabısını yapmayı kafasını koymuştu ve bu amaca ulaşmak için o dönemin teknolojisiyle durmaksızın denemeler yapıyordu. 1974 yılında bunu başardı! Parlak, hafif ve pahalı “Waffle Trainer” modelini tanıttı. Vogue dergisi ayakkabıyı “en havalı statü göstergesi” olarak tanımladı.

Adının “Waffle” olmasının sebebi ise ilk örneği eşinin waffle makinesinde yapmasından geliyor, waffle makinesi bozulsa da (şu an Nike Müzesi’nde sergilenmekte) teknik bir buluş ortaya çıkmış oldu.

1980’ler Nike Waffle Trainer

1976: Koşu Ayakkabılarında Uzay Çağı

Uzay çağı denilince belki de o yıllar için aklınıza zıplayan koşu ayakkabıları geliyor olabilir 🙂 ama hayır! 1976 yılında NASA havacılık mühendisi Frank Rudy Nike ile yaptığı iş birliğinde ilk hava yastıklı ayakkabıyı tasarladı. Bu tasarımın temeli içine gaz doldurulmuş torbaların sıkıştırılmasından geliyor ve üzerinden 44 yıl geçmesine rağmen hala kullanılıyor. Tasarım şu anda da hepimizin bildiği “Nike Air” teknolojisinin temelini oluşturuyor.

“Air” teknolojisinin gelişimi

1980’ler: Taban Teknolojileri Dönemi

Adidas, Nike ve Reebok dönemin koşu ayakkabısı piyasasını domine ederken, birçok ünlü bu markaların ürünlerini giyerek markaların geliştirdikleri kumaş ve tamponlama teknolojileriyle yaptıkları yeni dizaynlarının reklamlarını yapıyordu.

1981 yılında Saucony “Jazz Trainer” modelinin tabanına üçgen bloklar koyarak uzun koşularda koşucuların ayak tabanına yolun yarattığı etkiyi azaltmaya yeni bir bakış açısı getirdi.

1984 yılında Adidas “Micropacer” modelinde ayakkabının diline adım sayıcı koyarak elektronik cihazlarla ayakkabıları birleştirmeye yönelik girişimi yapmış oldu.

Adidas Micropacer

1986 yılında ASICS “GEL” adını verdikleri tamponlama teknolojisiyle tasarlanmış ilk ayakkabısını piyasaya sürdü, bu teknoloji sıkıştırılmış hava yerine silikondan yapılmıştı ve geleneksel Air teknolojisinden %28 daha etkiliydi. GEL teknolojisi hala ASICS modellerinde kullanılıyor.

ASICS Gel Lyte

1987 yılında tüm dünyada spor ayakkabı fırtınası eserken Nike “Air Max” modeliyle koşu ayakkabısı dünyasında bir devrim yaptı. Dünyanın hava yastıkları gözüken ilk ayakkabısını yarattılar.

1987 Nike Air Max

XXI.Yüzyıl

Yaşadığımız yüzyılda koşu ayakkabı teknolojilerinin gelişiminin iyiden iyiye ivme kazandığı zamanlara tanık oluyoruz:

  • 2004 yılında Nike Free modeliyle atletlerin karşısına ilk defa minimalist bir tasarımla çıktı, bu tasarımla birlikte ayakkabılar günlük hayata da uygun hale geldi.
  • 2005 yılında Vibram kano için beş parmak tasarımlı ayakkabılarını piyasaya sürdü, ayrıca bu ürün koşucular arasında da popüler oldu çünkü ayağın daha doğal bir şekilde hareket etmesine izin veriyordu.
  • 2006 yılında Nike “Nike+ Air Zoom” modeliyle ayakkabıyla Ipod’u eşleştirip zamanı, yakılan kalori miktarını ve mesafeyi kaydetmeyi mümkün kıldı.
  • 2013 yılında New Balance 3B teknolojileriyle üretilmiş ilk koşu ayakkabılarını tanıttı. Bu teknoloji lazer taramayla atletlerin ayağının karakteristik yapısını çıkarıp, onlar için ideal ve yapılarına uygun ayakkabıları özel bir 3B yazıcı ile onlara sunuyor.
  • 2015 yılında şirketler süper hafif modeller piyasaya sürmeye başladı, bazıları 85 gramdan bile hafif.
Vibram

Peki, biz ayakkabı seçerken nelere dikkat etmeliyiz? Öncelikle nerede koşacağınıza karar vermelisiniz. Sonrasında hafif bir ayakkabıyla bulutların üzerindeymiş gibi mi hissetmek istiyorsunuz yoksa daha ağır bir ayakkabıyla bozuk yollara karşı daha sağlam mı durmak istiyorsunuz karar vermelisiniz. Diğer aşamada ise ayağınızın içe veya dışa basma durumunda bir desteğe ihtiyacı olup olmadığını kontrol edip daha destekli mi yoksa daha doğal bir ayakkabıya ihtiyacınız olduğunu anlamalısınız.

Son dönemlerin trendlerinden olan hafif ayakkabılar için hepimizin kafasında soru işareteleri oluyor, o zaman ayakkabı ağırlığı ne kadar önemli?

Bazı koşucular ayakkabının ağırlığını çok önemsiyor ve araştırmaların ışığında daha ağır ayakkabılarla daha çok enerji harcandığı da bir gerçek. Hafif ayakkabılar genelde daha az tamponlamaya sahiptir bu da koşucuları daha hızlı hissettirebilir. Eğer uzun mesafe koşacaksanız ekstra tamponlama size daha yardımcı olabilir, ekstra tamponlaması ve hafif olan bir ayakkabı sizin için daha iyi bir seçenek olabilir.

Arazi Koşusu Ayakkabısı

İki ana kriter çok önemli ayak tipiniz ve nasıl bir arazide koşacağınız. Taban derinliği 5 mm ve üzeri olan ayakkabılar daha teknik -zor zeminli- koşularda daha iyi bir seçenek. Diğer bir tarafta konfor olarak yürüyüş ayakkabısı olarak bile kullansanız çok zayıflar. Taban derinliği 2 ila 4 mm arasında olan ayakkabılar daha yumuşak bir yol hissi vermekle birlikte daha zorluk derecesi daha düşük parkurlarda sizin yardımcınız olabilir.

Yol Koşusu Ayakkabısı

Yol koşusu ayakkabıları doğaları gereği kaldırımlar ve arazi koşusuna kıyasla nerdeyse bozukluk olmayan yollara göre tasarlanmıştır. Esneklik ve ayakkabı ağırlığı kişilerin kendi isteklerine göre belirlemeleri gereken iki ana özellik, bu iki özellik ayakkabınızın aynı zamanda tabanını da etkileyen faktörler. Yol koşusu ayakkabılarının tabanları daha düz ve yumuşak tabana sahiptir böylelikle asfalt yollarda koşmak için sürekli bir yüzey yaratırlar. Ayakkabı tabanı belki de sizi en çok etkileyebilecek etkenlerden biri çünkü en önemli görevi yol ile ayağınız arasında tampon bir bölge oluşturmak ve bu izolasyon ne kadar iyi olursa ayağınızı o kadar iyi korumuş olursunuz. İzolasyonun arttırırken esneklik ve ağırlık etkenlerinin de değiştiğini göz önünde bulundurmak lazım.

Hangi ayakkabı ile koşacağınıza karar verdiyseniz artık koşma vakti!
Size en yakın koşu, maraton, ultra maraton ve trail koşularını keşfetmek ise çok kolay! Hadi, alivex.com’da sıradaki koşu aktiviteni seç!